This film is dedicated to Columbus Ohio Street Performer Th'
Rocknroll Reverend, who on the night of March 1st 2011 during a performance
on the corners of 5th and High Streets, was beaten by two unknown
assailants who were instructed by a young man and his overweight "Trick"
to beat him. Th' Rev then made his way to a local tobacco store where
he was molested by an elderly hippie with a blonde fright wig. Th'
Reverend was last seen wearing an Elephant Trunk, Red,White and Blue Top
Hat. White Hooded Terry Cloth Robe and Indian Moccasins. Anyone with
any information to this Crime please Contact the Columbus Ohio Police.
And the next time you see Th' Rev, Don't take his coffee...Just give him
a cigarette!
Showing posts with label dadaism. Show all posts
Showing posts with label dadaism. Show all posts
Friday, August 9, 2013
DADAIZM
Dada, Dadaizm veya Dadacılık I. Dünya Savaşı
yıllarında başlamış kültürel ve sanatsal bir akımdır. Dada Dünya
Savaşının barbarlığına, sanat alanındaki ve gündelik hayattaki
entelektüel katılığa ve erotizme bir protesto olmuştur. Mantıksızlık ve
varolan sanatsal düzenlerin reddedilmesi Dada'nın ana karakteridir.Akımın amacı modern dünyanın anlamsızlığıyla dalga geçmekti. Savaş
karşıtı olmasının yanısıra Dada aynı zamanda doğası itibariyle
burjuva-karşıtı ve anarşistti.
Jean Arp, Richard Hülsenbeck, Tristan Tzara, Jacques Magnifico, Marcel Janco ve Emmy Hennings’in aralarında bulunduğu bir grup genç sanatçı ve savaş karşıtı 1916 yılında Zürih’te Hugo Ball’in açtığı kafede toplandı. Dada bildirisi de burada açıklandı.
Dada isminin nereden geldiği konusunda kesin bilgi olmamakla beraber Fransızca ’da oyuncak tahta at anlamına gelen "Dada" bu kişilerin yarattığı edebi akımın ismi olarak seçildiği yönünde bir görüş vardır.
Bu akım, dünyanın, insanların yıkılışından umutsuzluğa düşmüş, hiçbir şeyin sağlam ve sürekli olduğuna inanmayan bir felsefi yapıdan etkilenir. Yandaşlarına göre Dada bir sanat değildi. Sanat ne anlam ifade ediyorsa, dada bunun tam tersini temsil ediyordu. Sanat estetikle ilgilenirken Dada estetiği umursamıyordu. Sanat hoşa gitmeyi amaçlarken, Dada rahatsız etmeyi amaçlıyordu.Birinci Dünya Savaşı’nın ardından gelen boğuntu ve dengesizliğin akımıdır. Dada’cı yazarlar, kamuoyunu şaşkınlığa düşürmek ve sarsmak istiyorlardı. Yapıtlarında alışılmış estetikçiliğe karşı çıkıyor, burjuva değerlerinin tiksinçliğini,pisliğini,iğrençliğini,berbatlığını,rezaletliğini vurguluyorlardı.
Toplumda yerleşmiş anlam ve düzen kavramlarına karşı çıkarak dil ve biçimde yeni deneylere giriştiler. Çıkardıkları çok sayıda derginin içinde en önemlisi 1919-1924 arasında yayınlanan ve Andre Breton, Louis Aragon, Philippe Soupault, Paul Eluard ile Georges Ribemont-Dessaignes’in yazılarının yer aldığı "De Litterature" (dö Literatür)'dü. Dadacılık 1922 sonrasında etkinliğini yitirmeye başladı. Dadacılar gerçeküstücülüğe (sürrealizm) yöneldi.
Kurt Schwitters, Mai 191, 1919

Hannah Höch, Schnitt mit dem Küchenmesser durch die letzte Weimarer Bierbauchkulturepoche Deutschlands, 1919

Hannah Höch, Dada Rundschau, 1919

Kurt Schwitters, Merzbild Rossfett, 1919

Jean Arp, Richard Hülsenbeck, Tristan Tzara, Jacques Magnifico, Marcel Janco ve Emmy Hennings’in aralarında bulunduğu bir grup genç sanatçı ve savaş karşıtı 1916 yılında Zürih’te Hugo Ball’in açtığı kafede toplandı. Dada bildirisi de burada açıklandı.
Dada isminin nereden geldiği konusunda kesin bilgi olmamakla beraber Fransızca ’da oyuncak tahta at anlamına gelen "Dada" bu kişilerin yarattığı edebi akımın ismi olarak seçildiği yönünde bir görüş vardır.
Bu akım, dünyanın, insanların yıkılışından umutsuzluğa düşmüş, hiçbir şeyin sağlam ve sürekli olduğuna inanmayan bir felsefi yapıdan etkilenir. Yandaşlarına göre Dada bir sanat değildi. Sanat ne anlam ifade ediyorsa, dada bunun tam tersini temsil ediyordu. Sanat estetikle ilgilenirken Dada estetiği umursamıyordu. Sanat hoşa gitmeyi amaçlarken, Dada rahatsız etmeyi amaçlıyordu.Birinci Dünya Savaşı’nın ardından gelen boğuntu ve dengesizliğin akımıdır. Dada’cı yazarlar, kamuoyunu şaşkınlığa düşürmek ve sarsmak istiyorlardı. Yapıtlarında alışılmış estetikçiliğe karşı çıkıyor, burjuva değerlerinin tiksinçliğini,pisliğini,iğrençliğini,berbatlığını,rezaletliğini vurguluyorlardı.
Toplumda yerleşmiş anlam ve düzen kavramlarına karşı çıkarak dil ve biçimde yeni deneylere giriştiler. Çıkardıkları çok sayıda derginin içinde en önemlisi 1919-1924 arasında yayınlanan ve Andre Breton, Louis Aragon, Philippe Soupault, Paul Eluard ile Georges Ribemont-Dessaignes’in yazılarının yer aldığı "De Litterature" (dö Literatür)'dü. Dadacılık 1922 sonrasında etkinliğini yitirmeye başladı. Dadacılar gerçeküstücülüğe (sürrealizm) yöneldi.
Kurt Schwitters, Mai 191, 1919
Hannah Höch, Schnitt mit dem Küchenmesser durch die letzte Weimarer Bierbauchkulturepoche Deutschlands, 1919
Hannah Höch, Dada Rundschau, 1919
Kurt Schwitters, Merzbild Rossfett, 1919
Saturday, June 15, 2013
Salvador Dali
Dalí, ressamlığın yanı sıra heykelcilik, fotoğrafçılık ve filmcilikle de ilgilenmiş, Amerikalı animasyoncu Walt Disney ile beraber yaptığı Destino adlı kısa çizgi film, 2003'te "en iyi kısa animasyon filmi" dalında Oscar adayı olmuştur.
Katalonya doğumlu olan Dalí, 711 yılında İspanya'yı fethetmiş olan Mağribiler'in soyundan geldiğini iddia etmiş, "süslü ve cafcaflı olan her şeye, lüks hayata ve doğu kıyafetlerine olan düşkünlüğünü" de "Arap kökeni"ne bağlamıştır.
Dalí hayatı boyunca, sanatıyla olduğu kadar eksantrik giyimi, davranışları ve sözleriyle de dikkat çekmiş, bu durum kimi zaman, onun sanatını takdir edenleri de etmeyenler kadar usandırmıştır.Bu davranışların getirdiği kötü şöhret, Dalí'nin geniş kesimlerce tanınmasını sağlamış ve eserlerine duyulan ilgiyi arttırmıştır.
Dalí 11 Mayıs 1904'te, İspanya'nın Katalonya bölgesinde bulunan Figueres kentinde, Salvador Dalí i Cusí ve Felipa Domenech Ferres çiftinin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Çiftin 1901 doğumlu ilk çocuğu, Dalí'nin doğumundan tam dokuz ay on gün önce (1 Ağustos 1903'te) sindirim yolu iltihabından ölmüş, onun ismi olan Salvador da ikinci çocuğa geçmişti. İlk çocuklarının küçük yaşta ölmesini bir türlü kabullenemeyen Dalí çifti, küçük Dalí'nin yanında sık sık ölmüş ağabeyinden bahsediyor, ilk Salvador'un bir resmini yatak odalarının duvarında tutuyor, ve Dalí'yle beraber düzenli olarak ilk Salvador'un mezarını ziyaret ediyorlardı.Bu durum, Dalí'nin küçük yaşta kendi kimliği konusunda karışıklık yaşamasına sebep oldu. Sonradan, hiç tanımadığı ağabeyi hakkında "iki su damlası gibi birbirimize benziyorduk, fakat yansımalarımız farklıydı [...] O, herhalde benim fazla mutlak olarak tasarlanmış ilk versiyonumdu." diye yazacaktı.
Dalí'nin babası, sert ve otoriter karakterli bir noterdi. Annesi ise tam tersine sevecen ve anlayışlıydı ve oğlunun resim konusundaki çabalarına destek veriyordu. Dalí üç yaşındayken kızkardeşi Ana María doğdu. Evin tek erkek çocuğu olarak, annesi, kızkardeşi, teyzesi, anneannesi ve bakıcısından sürekli ilgi gören Dalí, küçük yaşlarından itibaren şımarık ve kaprisli bir karakter sergilemeye başladı.
1914'te annesinin desteğiyle özel bir resim okuluna yazılan Dalí, 1919'da Figueres Belediye Tiyatrosu'nda ilk sergisini açtı. Şubat 1921'de ise çok sevdiği annesini meme kanserinden kaybetti. Annesinin ölümü hakkında "hayatımda aldığım en büyük darbeydi. Ona tapardım [...] Ruhumun kaçınılmaz kusurlarını görünmez kılabilmesine hep güvendiğim bir varlığın kaybını kabullenemiyordum." diye yazacaktı.Dalí'nin babası, karısının ölümünden kısa süre sonra baldızıyla evlendi.
Dali, Madrid ve Barcelona'da bir
sanat öğrencisi olduğu sıralarda çok sayıda sanatsal tarzını özümsedi ve
bir ressam olarak sıradışı bir teknik yeteneği olduğunu gösterdi.
1920'lerin sonlarında iki olay onun olgun sanat tarzının gelişimini
sağladı: Sigmund Freud'un bilinçaltı imgelemin erotik anlamı üzerine
yazılarını keşfetti ve bilinçaltının akıl üzerinde "daha büyük bir
gerçeklik" oluşturmasını amaçlayan Paris sürrealistleriyle ilişki
kurdu. Bilinçaltı zihninden imgeler devşirmek için Dali "paranoyak
eleştirel" olarak betimlediği bir süreç yoluyla kendinde sanrısal
[hallucinatory] haller oluşturmaya başladı.
Bu yöntemi kullanmaya
başlamasıyla, resim tarzı olağanüstü bir hızla olgunlaştı ve 1929'dan
1937'ye kadar, onu dünyanın en bilinen Sürrealist sanatçısı kılan
resimlerini yaptı. Sıradan resimlerin tuhaf ve akıldışı bir şekilde
yanyana sıralandığı, deforme edildiği veya başkalaştırıldığı bir düş
dünyası resmetti. Dali bu nesneleri titiz ve oldukça gerçekçi bir
şekilde ayrıntılı olarak betimledi ve bunları genellikle memleketi
Katalonya'yı andıran çıplak ve güneşli manzaraların içerisine
yerleştirdi. Bu gizemli imgelerin belki de en ünlüsü 1931 yılında
yaptığı "Hafızanın Kalıcılığı"dır. Dali aynı zamanda İspanyol yönetmen
Luis Buñuel ile, grotesk ama oldukça müstehcen imgelerle dolu iki
Sürrealist film yaptı: Endülüs Köpeği (1928) ve Altın Çağ (1930).
1930'ların sonlarında Dali,
Rönesans ressamı Raphael'in etkisi altında daha akademik bir tarza
yöneldi ve bunun sonucu olarak Sürrealist hareketten çıkarıldı. Bundan
sonra zamanının çoğunu tiyatro sahneleri, asortik dükkanların iç
mekanları ve mücevher tasarımları yaparak ve 1940-1955 yılları arasında
kaldığı Birleşik Devletler'de kendi reklamını yaptığı gösterişli hüner
gösterileri sergileyerek geçirdi. 1950-1970 yılları arasındaki dönemde
Dali erotik konuları araştırmayı sürdürmekle birlikte din konulu bir çok
resim yaptı. Bu dönemdeki resimleri, teknik hünerlerine rağmen,
sanatçının önceki resimleri kadar rağbet görmemiştir
. Belleğin Azmi (1931), Salvador Dalí'nin meşhur gerçeküstü eseri
Venüs ve Denizci, 1925
Arzunun Yatacak Yeri, 1929
Arzunun Gizemi, 1929
Haşlanmış Fasulyeli Yumuşak Yapı (İç Savaş Öngörüsü), Salvador Dalí (1936)
Wednesday, June 5, 2013
Joan Miró Ferra
Joan Miró Ferra
Joan Miró Ferra (d. 20 Nisan 1893 - ö. 25 Aralık 1983), Katalan ressam ve heykeltıraş.
Joan Miró Ferra, 1893'te İspanya, Barselona'da dünyaya geldi. 14 yaşında Barselona'da La Lonja’s Escuela Superior de Artes Industriales y Bellas Artes (Güzel Sanatlar ve Endüstriyel Sanatlar Okulu)'na katıldı. 3 yıllık sanat eğitimi sonrasında, burada memur olarak göreve başladı. Daha sonra sanat çalışmalarına devam edebilmek için bu görevi bıraktı ve 1912-1915 yılları arasında Barselona'daki Francesc Galí’s Escola d’Art isimli sanat okuluna devam etti. Galeri sahibiolan José Dalmau'nun teşvikiyle ilk sergisini Barselona'da 1918 yılında açtı.
1920 yılında Paris gezisi sırasında Pablo Picasso ile tanıştı. Bundan sonra Miro zamanının yarısını Paris'te geçirmeye başladı ve burada tanıştığı Max Jacob, Pierre Reverdy, ve Tristan Tzara ile Dada hareketine katıldı. Paris'teki ilk sergisi 1925'te Galeri Pierre'de büyük bir surrealist hareket olarak yankı buldu.
Miro, 25 Aralık 1983'te İspanya'nın Palma de Mallorca şehrinde hayata gözlerini kapadı.
Dona i Ocell (Kadın ve Kuş), Miro'nun Barselona'daki bir eseri * sagda*
İspanyol ressam Joan Miró için şöyle denmiştir: "O, 19. yüzyılda doğdu, 20. yüzyılda
resim yaptı ve 21. yüzyılın ressamıdır." İç savaş sırasında darbeci
faşistlere karşı Cumhuriyet'e bağlılığını sanatıyla da ortaya koyan Miró
1937'de Paris'te düzenlenen Dünya Fuarı'ndaki Cumhuriyetçi İspanya
Pavyonu'na Pablo Picasso'yla birlikte destek verdi ve Cumhuriyet'e
yardım amaçlı 1 frank değerinde "pochoir Aidez l’Espagne" (İspanya'ya
yardım edin) pulunu resimledi. Franco diktatörlüğüne karşı sahnelenen
bir oyun için yarattığı "Merma" adlı grotesk kuklalarından söz ederken
şöyle diyordu: "Bu sadece bir politik bir harekete karşı bir tepki
değil, bu diktatörlüğün temsil ettiği, bize dayattığı her şeye karşı ve
ben bu dayatmalara tahammül edemem."
Joan Miro’s politik duruşu, insan özgürlüğüne ve sanatın dönüştürücü rolüne bağlılığının bir ifadesiydi.
Uluslararası övgü kazanan
yapıtları Sürrealizm, bilinçaltı zihnin kum havuzu, çocuksuluğun yeniden
yaratımı ve Katalan gururunun bir dışavurumu olarak yorumlandı.
1930'lardan başlayarak yaptığı çeşitli söyleşilerde, burjuva toplumunu
desteklemenin bir yolu olarak gördüğü konvansiyonel resim yapma
yöntemlerine yönelik horgörüsünü dile getirdi ve varolan resmin görsel
unsurlarını bozmak adına "resmin katledilmesini" söyledi.
Mavi 2
The Farm, 1921–1922, National Gallery of Art, Washington, DC.
The Tilled Field, (1923–1924), Solomon R. Guggenheim Museum
Joan Miró, Blue I, Blue II, and Blue III, 1961, triptych in October 2010, Centre Pompidou-Metz museum, Metz, France
Pájaro lunar (Moon Bird), 1966, Reina Sofia Museum, Madrid
A mosaic by Joan Miró on the Ramblas of Barcelona
Scupture at Fundación Miró
Etiketler:
art,
artist,
dadaism,
Miro,
painter,
sculpture,
spanish,
surrealism,
surrealisme
Subscribe to:
Posts (Atom)