Showing posts with label heykel. Show all posts
Showing posts with label heykel. Show all posts

Tuesday, April 2, 2013

                            MISIR HEYKEL SANATI
 Misir heykellerinde
sert tafllar, granit ve porfir
kullanilmistir, ender olarak ahsaptan
da heykeller yapilmistir. Firavun ve çevresine ait heykellerde
belirli kurallara bagli kalinmis, halk sanati olarak adlandirilan heykellerde daha
serbest bir üslup denenmistir.Heykel yasayan figürün ölümden
sonra canli bedenini temsil
edeceginden, heykeli yapilan kisinin gorunusune uyulmaya
calisilmistir.
Heykeller,
cogunlukla ayakta, frontal (tam
karsidan, cepheden) duruslu,
kollar asagi sarkik, eller bir rulo
tutuluyormus gibi yumruk yapilmis olarak yontulmustur. Ayakta duran figürlerde
hareketsizligi kirmak için cogunlukla sol ayaklar bir adim araliginda öndedir.Diz ve dirsekler vurgulanmistir. Oturan figürlerde iki bacak birlestirilmis, eller diz
üstünde ya da gögüs hizasinda, avuç içleri hafif ortasi bos yumruk biçiminde ve baslar ileri bakar sekilde dik olarak
düzenlenmistir.

         

Misir kültür ve sanatina etki eden en önemli unsur
inanç ve ölüm kültüdür. Ölümden sonra yasamin
n devam edecegi fikri Misir yasam ve sanati
ni belirlemistir. Misir uygarliginda, anitsal yapi
insaasinda cografyanin zenginliginden faydalanilmis, matematik, geometri ve astronomi alaninda
çalislmalar yapilarak ölümden sonra yasam inanci
nin biçimlendirdigi anitsal piramit ve tapinaklar
insa edilmistir. Piramitlerin içlerine firavunun
ve yakinlarinin bir sonraki yasamlarinda kendilerine
kolaylik ve yardim saglasin diye kullandiklari
esyalar konulmus, resim ve heykeller yerlestirilmistir.
Misir resim ve heykelleri seyredilmek
için yapilmadigindan Misirli sanatçilar kendilerinden
beklenileni yapmakla görevliydiler. Erkek
tenleri kadinlara göre daha koyu renkte boyani
yor, el ve ayaklar resim ve heykellerde belirli durus ve pozisyonlarda gösteriliyordu. Firavunlar
genellikle resmin merkezine yerlestirilmis ve büyük
çizilmistir.
.
              TURKIYE ` den HEYKEL ORNEKLERI


BARBAROS ANITI / HADİ BARA VE ZÜHTÜ MÜRİDOĞLU

Beşiktaş’taki Barbaros Türbesi’nin olduğu alandaki anıt Barbaros Hayrettin Paşa’nın anısına 1941-1943 arasında yapıldı. 1944’de şimdiki yerini aldı. Güzel Sanatlar Akademisi öğretim üyelerinden heykeltıraş Hadi Bara ile Zühtü Müridoğlu’nun imzasını taşıyor. Bronz işleri Yusuf Akpınar ile Ali Haydar Seymen’e ait. Tümü 11.500 metre olan anıtın, bronz kısmı 6 ton 900 kilo ağırlığında. Yapıt birkaç basamaklı mermer bir platform üzerinde, on metrelik kademeli kaide üzerine üç bronz figürden oluşuyor. Kaidenin ön kısmı gemi pruvası ve güvertesini simgeleyecek biçimde iki buçuk metre yüksekliğinde bir platform. Burada Barbaros, normal bir insan boyundan üçte bir daha büyük ölçüde iki levendin ortasında duruyor. Barbaros ve leventlerin kıyafetleri Topkapı Sarayı’ndaki örnekler incelenerek yapılmış. Heykelin deniz tarafındaki taş kaidesinde Barbaros’u Kanuni Sultan Süleyman huzurunda gösteren alçak bir kabartmaya da yer verilmiş. Arka bölümünde de Yahya Kemal’in "Süleymaniye’de Bayram Sabahı" isimli şiirinden dizeler var.
İSTANBUL

AKDENİZ HEYKELİ / İLHAN KOMAN

Ünlü heykeltıraş İlhan Koman’ın Türkiye’deki en bilinen eserlerinden biri olan Akdeniz Heykeli, şehrin tanınmış sembollerinden biri. Heykel, Halk Sigorta’nın (şimdiki adıyla Yapı Kredi Sigorta) isteği üzerine yapıldı ve 1980’de şirketin Zincirlikuyu’daki genel müdürlük binasının önüne yerleştirildi. Dört ton ağırlığında, 12 milimetre kalınlığında ve 112 metal levhanın yan yana getirilmesiyle oluşturulan bir kadın figürü. 1981’de Sedat Simavi Vakfı Görsel Sanatlar Ödülü’nü kazandı. Uzun süre Zincirlikuyu’daki genel müdürlük binası önünde durdu ve önünden gelip geçen otomobillerdeki insanlar onu uzaktan seyretti. Ardından Galatasaray’da daha çok kişiyle buluşma fırsatı yakaladı. Şimdi de Levent’teki Yapı Kredi Binası’nın önünde duruyor.
İSTANBUL
GÜVEN ANITI / HOLZMEISTER, THORAK, HANAK
Bronzu Viyana, Taşı Ankara’dan.
Güven Anıtı, Kızılay’da Güven Park’ın içinde yer alıyor. Projesini 1931’de Avusturyalı mimar Clemens Holzmeister tasarladı. Avusturyalı heykeltraş Anton Hanak ve öğrencisi Josef Thorak inşa etti. Anıt, 1936’da tamamlandı. Kızılay’a bakan cephesinin önünde, 5 metre yüksekliğinde biri genç diğeri yaşlı iki güçlü erkek figürü bulunuyor. Bu figürler, ellerinde tuttukları tüfeklerle bazılarına göre eski ve yeni Türkiye’yi, bazılarına göre yurt savunmasını, bazılarına göre de Cumhuriyet’in güvenliği için ordunun yanı sıra görev yaptığı düşünülen polis ve jandarmayı simgeliyor. Kaidede pirinç harflerle "Türk, öğün, çalış, güven" yazıyor. Bronz figürler Viyana yakınındaki Erdberg dökümhanesinde dökülmüş. Anıtın Bakanlıklar’a bakan cephesinde ise iki erkek kabartması var. Bunlar çağdaş Türk insanını ve ulusal birliği simgeliyor. Anıtın kaidesinde, Kurtuluş Savaşı’nı, yeni Cumhuriyeti betimleyen rölyefler bulunuyor. Rölyeflerin tümü Ankara taşından yontulmuş.
ANKARA

GÜZEL İSTANBUL / GÜRDAL DUYAR
Müstehcen diye kaldırıldı..1973 yılında, Cumhuriyet’in 50. yılını kutlamak için 20 sanatçıya İstanbul’un çeşitli yerlerine konulmak üzere 20 heykel ısmarlandı. Bunlardan biri de Gürdal Duyar’ın yaptığı "Güzel İstanbul" heykeliydi. Heykel 1974’te Karaköy Meydanı’na konuldu. Duyar, eserinde İstanbul’u hafifçe geriye doğru uzanmış, başı arkaya atılmış çıplak bir kadın figürüyle tanımladı. Fakat heykelin macerası yeni başlıyordu. Eser CHP-MSP koalisyonun iş başında olduğu dönemde tartışma konusu haline geldi. Sonunda "müstehcen" bulunduğu iddasıyla bir gece yarısı söküldü ve sonrasında belediye şantiyelerinden birinde ortaya çıktı. Ardından da Yıldız Parkı’nın kıyıda köşede bir yerine dikildi. Halen de parkın gözlerden ırak, kuytu bir alanında. Heykelin üzerinde tanıtıcı bir yazı olmaması da dikkat çekiyor.
İSTANBUL
50. YIL ANITI / ŞADİ ÇALIK
Dinamizmi simgeleyen borular..İstanbul Beyoğlu’nda Galatasaray Lisesi ile Yapı Kredi Bankası arasındaki alanda bulunan anıt, Cumhuriyet’in 50. Yıl Anıtı adını taşıyor ve neredeyse bütün İstanbullular tarafından biliniyor. Eserleri arasında, ODTÜ’de yer alan Atatürk anıtı, İstanbul Ticaret Odası için yaptığı bakır ve taş rölyefler, İzmir Kültür Park’taki heykelleriyle bilinen heykeltıraş Profesör Sadi Çalık tarafından 1973’te yapıldı. Malzeme olarak paslanmaz çelik kullanıldı. Üç büyük boruyla oluşturuldu. Bu silindirik boruların Cumhuriyet’in dinamizmi ve aydınlanmasını simgelediği biliniyor.
İSTANBUL
AÇIK SÜTUN / AYŞE ERKMEN
Yangında hasar gördü.1994’de belediyenin düzenlediği bir yarışma sonucu, İstanbul’un çeşitli semtlerinde değişik sanatçılara 20’ye yakın heykel sipariş edildi. Sanatçı Ayşe Erkmen’in yaptığı eser de bunlardan biriydi. Tünel’in karşısındaki bacanın formu ve boyutundan esinlenmişti. 2006 yılında "Yaya Sergileri 2" düzenlenirken, Erkmen’in Tünel Meydanı’ndaki kalıcı heykeli daha çok dikkat çeksin diye straforla kaplandı. Fakat vandalizm kurbanı oldu, ateşe verildi. Sadece straforlar değil, Açık Sütun da zarar gördü. Sonra, yanan heykelden parçalar da kullanılarak kısmi olarak onarıldı.
İSTANBUL
KUŞLAR / KUZGUN ACAR
İMÇ’nin yıpranmış simgesi...İstanbul Unkapanı İMÇ’de (İstanbul Manifaturacılar Çarşısı) bulunan Kuşlar heykeli, Kuzgun Acar’ın 1966 yılında yaptığı bir eser. Demir, çivi, tel ve ahşap gibi malzemeler kullanarak gerçekleştirdiği yapıtlarıyla tanınan ünlü heykeltıraş bu eserinde de demir malzeme kullanmış. Kuşlar, aynı zamanda İMÇ’nin amblemi konumunda. Özellikle formuyla dikkat çekiyor.
Günümüzde çok yıpranmış bir halde görülebiliyor.
İSTANBUL
KİBELE ÇEŞMESİ / MEHMET AKSOY
Anadolu’nun ana tanrıçası...Türkiye İş Bankası’na ait 4. Levent’teki İş Kuleleri’nde bulunan Anadolu’nun Ana Tanrıçası Kibele heykeli, ünlü heykeltıraş Mehmet Aksoy’un imzasını taşıyor. Ana tanrıça figüründen etkilenerek yaratılan mermer eser bir yılda tamamlandı. Heykel yaklaşık 30 ton beyaz ve gri Afyon mermeri kullanılarak oluşturuldu ve sanatçının Beykoz’daki atölyesinde hazırlandı. 17 ton ağırlığındaki eser 4.80 metre yüksekliğinde ve altı parçadan oluşuyor. Beyaz mermer, gelinleri ve saflığı yansıtıyor. Kibele’nin başındaki taçta ayın halleri yer alıyor. İçinden akan çeşmesi ve emzirdiği çocuklarla, evrensel bereket ve cömertliği simgeliyor.
İSTANBUL
TAKSİM CUMHURİYET ANITI / PIETRO CANONICA
İstanbul’un tören heykeli..İstanbul’daki törenlerin merkezi olan Taksim Meydanı’ndaki Cumhuriyet Anıtı, 1925’te İstanbul milletvekili Hakkı Şinasi Paşa başkanlığındaki bir komisyonun İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica’ya verdiği siparişle yapıldı ve 1928’de açıldı. Çevre düzeni mimar Guilio Mongeri tarafından hazırlandı. Malzemesi taş ve bronz. Bir meydan çeşmesi gibi tasarlanan anıtın iki yüzündeki bronz figürler, geleneksel mimariden esinlenmiş. 11 metre yükseklikteki anıtın kaidesinde pembe Trentino ve yeşil Suza bölgesi mermerleri kullanıldı. Anıtın bir yüzü Kurtuluş Savaşı’nı, diğer yüzü Cumhuriyet Türkiyesi’ni simgeliyor. Kuzey yüzünde Mustafa Kemal askerlerinin önünde görülüyor, diğer yüzünde sivil giysileriyle yanında İsmet İnönü, Fevzi Çakmak, askerler ve halkla birlikte tasvir edilmiş. Anıtın yan yüzlerinde birer asker heykeli, üstlerindeki madalyonlarda iki kadın portresi var.
İSTANBUL
MAÇKA PARKI MERMER HEYKELİ / RAHMİ AKSUNGUR
Üstüne oturanlar parçaladı

Mimar Sinan Üniversitesi profesörü Rahmi Aksungur’un İstanbul Maçka’daki Demokrasi Parkı’nın içinde bulunan mermer heykeli 1993 yılında tamamlanmış. İsmi, Seçkin Misafirler. Heykelin malzemesi mermer. Heykelin bir bölümü, insanların üzerinde oturup dinlenebileceği şekilde yapılmıştı. Heykeltıraş, eserinin parkta dolaşan insanlarla bütünleşmesini istiyordu. Ama ne yazık ki, heykel parktaki vandalizme kurban oldu, birçok parçası kırıldı. Hatta "heykel o kadar halkla bütünleşti ki, sonunda ortadan yok oldu" gibi espriler bile yapıldı. Şu anda ne yazık ki parkta tanınmayacak halde duruyor.
İSTANBUL

                 Bamyan Buda heykelleri


Bamiyan Budaları (tandis-ha-ye buda dar bamiyaan) olarak bilinen, Orta Afganistan'da, Kabil'in 230 km kuzey batısında, Bamyan vadisinde bulunan sarp kayalıklara oyularak yapılmış devasa iki adet heykeldir. 2.500 metre yüksekliğindeki, Hint-Yunan stilindeki heykellerin inşaası 6. yüzyılda tamamlanmıştır. Heykeller Taliban tarafından put oldukları ve putperestliğe ait oldukları gerekçesiyle 2001 yılında dinamitlenerek yok edilmişlerdir.

bbc news : http://www.bbc.co.uk/turkish/news/story/2004/03/040312_bamiyanbudhas.shtml

Asagida solda gordugunuz resim 1976 yilinda cekilmis ve sagda gordugunuz resim ise yok edilen Buda heykelinin bos kalmis nisi (2005)

Dosya:Bouddhas de Bâmiyân - Aout 2005.jpg Dosya:Afghanistan Statua di Budda 1.jpg

Monday, April 1, 2013

Dosya:Aphrodite of Milos.jpgVENUS de MILO Tum zamanlarin en unlu heykellerinden olan Milo Venus u , ismini 1820 yilinda bir koylu tarafindan Milos adli Yunan adasinda bulunmasindan alir. Turk yetkililerin el koydugu eser Fransiz bir donanma gorevlisine satilir. Eser 1821 de XVIII. Louis`e sunulmus ve o da eseri hala sergilenmekte olan Paris`teki Louvre Muze`sine bagislamistir.203 cm lik heykel Paros adli Yunan adasindan cikarilan mermerden yapilmistir.Temasi Romalilarin Venus olarak bildigi  Yunan ask ve guzellik tanricasi Afrodit`tir.Heykelin yakinlarinda elinde bir elma tutan yontma bir kol bulunmustur. Pek cok bilim insani bu kolun aslinda heykele ait olduguna inaniyor.Efsaneye gore Truvali Paris , Venus`u dunyadaki en guzel kadin secerek ona bir elma vermistir. Heykelin ne zaman ve kimin tarafindan yapildigi pek cok tartismaya konu olmustur.Lourve muzesi yetkilileri nihayet heykelin helenistik doneme ait oldugunu kabul etmisse de eser hala isimsiz bir sanatciya ait olarak gosterilmektedir. Venus de Milo kesfedildiginden bu yana oldukca populer olmustur , hatta Ingiliz oyun yazari Oscar Wilde , heykelin alci bir kopyasini siparis eden ve Paris`ten gelen kopyanin kollarinin olmadigini gorunce trenyolu sirketine dava acan bir adamin hikayesinianlatir.Wilde`i olaydan daha cok sasirtansa adamin davayi kazanmasi olmustur:)


             


 Dosya:Dusunen Adam ( Le Pensevr ).jpg

                       RODIN

François-Auguste Rodin, (d. 12 Kasım 1840, Paris - ö. 17 Kasım 1917, Meudun, Fransa) Fransız heykeltıraş.
1882'de yazar ve ressam arkadaşlarından oluşan bir büst-heykel serisine başlayan heykeltıraş bir yıl sonra safiye ile tanıştı ve aralarında bir ilişki başladı. 1891'de kendisine "Balzac Anıtı" sipariş edildi. Fakat Victor Hugo projesi reddedildi. 1893'de Société Nationale des Beaux-Arts Heykel Bölümü’nün başkanı oldu. 1895'de "Calias’in Sakinleri" adlı çalışmasına başladı.Daha sonra Puvis de Chavanne cemiyetinin başkanı oldu.
1898'de "Balzac" ve "Öpücük" adlı eserler Champ-de-Mars’deki Galérie des Machines’de sergilendi. Fakat Société des Gens de Lettres, Balzac çalışmasını reddetti. 1900'de "Place de l'Alma'da Pavilion Rodin"i açtı. Bu girişim çok başarılı oldu ve sergilenen 150 yapıt ona uluslararası bir ün getirdi. 1901'de Venedik Bienali'nde ve Üçüncü Berlin Secession’unda yer aldı.
1903'de Légion d'honneur'un başına geçti. "Uluslararası Ressam, Heykeltıraş ve Baskı Sanatçıları Derneği"nin başkanı oldu. Berlin, Londra, Venedik ve New York’ta sergileri sunuldu. "Düşünen Adam" adlı eseri 1906'da Panteon'un önüne yerleştirildi.
1908'de İngiltere Kralı VII. Edward, Rodin’i ziyaret etti. New York'taki Metropolitan Müzesi, Rodin’in birçok eserini koleksiyonuna dahil etti. 1914'te Charles Maurice’in yardımıyla "Fransa’nın Katedralleri" adlı kitabı yayınlandı ve çok takdir topladı. Rodin 1916'da eserlerini Fransız hükümetine bağışladı, böylece etrafında olan ve mirasıyla ilgilenen kadınların ilgisinden de kurtulmuş oldu.

Yaratıcı deha


Rodin düşünce adamıdır ve eline matkap çekiç alıp hiç taş ya da mermer yontmamıştır. O tasarlamış ve araştırmıştır. (Örneğin, Balzac heykeli için 6 yıl araştırma yapmıştır). Antika eser ve belge toplamış, sürekli çizim yapmış, sonra ulaştığı sentezi, üç boyutlu kilden, alçıdan yaratmıştır. Taşı yontmak, mermeri işlemek, bronzu dökmek atölyede çalışanların işidir. Her eserini farklı boyutlarda, farklı ölçeklerde gerçekleştirdiği gibi, bunlar üzerine çeşitlemeler uygulamıştır. "Parçaları ayrıştırmaya, yeniden birleştirmeye çalışıyorum, prova yapan bir terzi gibi..." der.
Rodin'in yaptıkları şöyle sıralanabilir:
  • Heykel sanatını Akademizm'den kurtarmıştır.
  • Heykeli süslemelerden arındırmıştır.
  • Anıtsallığın yerine insancıllığı yeğlemiştir.
  • Heykele dramatik gerilimi katması, insan trajedisini, duyguların ve tutkuların yoğunluğunu katması farklılığıdır.
  • Heykelleri anlatımcıydı. Heykel sanatına özgün sorunlarla, tekniklerle, çizimlerle, biçimlendirmelerle boğuşurken, yarattığı kişiliklerden ve öykülerden asla vaz geçmemiştir.