Showing posts with label pablo Picasso. Show all posts
Showing posts with label pablo Picasso. Show all posts

Monday, May 13, 2013

20.yy Sanat Akimlari *Part 3*

Sürrealizm

Gerçeküstücülük ya da sürrealizm, Avrupa’da birinci ve ikinci dünya savaşları arasında gelişmiştir. Temelini, akılcılığı yadsıyan ve karşı-sanat için çalışan ilk dadaistlerin eserlerinden alır. 1924'te "Manifeste du Surrealisme"i (Sürrealizm Manifestosu) hazırlayan şair Andre Breton'a göre gerçeküstücülük, bilinç ile bilinç dışını birleştiren bir yoldur. Gerçeküstücülük akımı, gerçek dışı anlamında değil aksine gerçeğin insandaki iz düşümü şeklinde bir yaklaşımdır.

Sigmund Freud’un teorilerinden etkilenen Andre Breton için, bilinçdışılık düş gücünün temel kaynağı, deha ise bu bilinçdışı dünyasına girebilme yeteneğiydi. 

Sürrealist şairler önceleri kendilerini görsel sanatçılarla işbirliği yapma konusunda gönülsüzdüler, çünkü resmetme, çizme ve heykel yontmanın gerektirdiği işçilik süreçlerinin ket vurulmamış ifadenin kendiliğindenliği ile uyuşmaz olduğuna inanıyorlardı. Ne var ki Breton ve takipçileri görsel sanatları tümüyle görmezlikten gelmediler. Giorgio de Chirico, Pablo Picasso, Francis Picabia ve Marcel Duchamp gibi sanatçılara, eserlerinin analitik, provokatif ve erotik niteliklerinden dolayı büyük bir değer veriyorlardı.

 

Örneğin, Marcel Duchamp'ın kavramsal olarak karmaşık Bekârları Tarafından Soyulmuş Gelin adlı yapıtı Sürrealistler tarafından beğeniyle karşılandı ve tuhaf bir şekilde yanyana getirilmiş erotizm yüklü nesneleri nedeniyle akımın öncüsü kabul edildi. 1925'te Breton, La Révolution Surréaliste dergisinde Pablo Picasso gibi sanatçıların yapıtlarına yer vererek ve resim ve çizimden oluşan sergiler düzenleyerek görsel ifadeye verdiği desteği gösterdi. 

 

Sürrealist teknikler ve imgelerle çalışan ilk sanatçılar Alman Max Ernst, Fransız André Masson [Okunuşu: Messon], İspanyol Joan Miró [Okunuşu: Juan Miro] ve Amerikalı Man Ray'dir. Masson'un 1924 yılında yaptığı serbest çağrışım çizimleri ket vurulmamış bir zihnin ürünleri olan, kıvrımlı çizgilerin oluşturduğu tuhaf ve sembolik figürlerdir. Breton, Masson'un çizimlerini kendi şiirlerindeki otomatizme yakın buluyordu. Miró'nun 1928 yılında yaptığı Patates adlı tablo da benzer şekilde fantastik figürlerden oluşan düşsel bir dünya yaratmak üzere organik formlar ve büklümlü çizgiler kullanır. 

 

1937 yılında eski bir Dadaist olan Max Ernst decalcomania ve grattage adı verilen iki yöntemle deneysel çalışmalar yapmaya başladı. Decalcomania bir kağıt tabakasını boyalı bir yüzeye bastırma ve daha sonra boyayı sıyırma tekniğidir. Grattage ise dokulu bir yüzey üzerine konmuş boyanın kazınmasıdır. Max Ernst 1937 yılında yaptığı Barbarlar adlı eserinde bu iki tekniği birlikte kullandı. Kıyamet-sonrası ıssız bir manzaradaki insanbiçimli bu figürlerin oluşturduğu kompozisyon, Sürrealist sanatta sıkça bulunan şiddet ve yokoluş temalarının bir örneğidir. 

 

1927'de Belçikalı ressam René Magritte Brüksel'den Paris'e taşındı ve görsel Sürrealist akımın önde gelen bir üyesi haline geldi. Giorgio de Chirico'nun resimlerinden etkilenen Magritte düşsel ortamlarla yanyana bulunan, belirgin bir şekilde erotik resimler yaptı. Magritte'in yapıtları Masson ve Miró'nun geliştirdiği görsel otomatizm ile İspanyol Salvador Dalí, Belçikalı Paul Delvaux ve Fransız-Amerikalı Yves Tanguy'un yeni bir form olarak ortaya koyduğu illüzyonistik Sürrealizm arasındaki ayrımı tanımlar.

1929'da Dali İspanya'dan Paris'e gelerek ilk Sürrealist resimlerini yaptı. Magritte'in düş imgelerini kendi erotizm yüklü, sanrısal görümleriyle zenginleştirdi ve resimlerinde Freudyen semboller kullandı. 1930'da Breton, Dali'nin bilinçaltı tasvirlerini Sürrealizm'in İkinci Manifestosu'nda övdü. 

 

Avrupa'daki örgütlü Sürrealist akım İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla dağıldı. Breton, Dalí, Ernst, Masson ve Sürrealistlere 1937'de katılan Şilili sanatçı Roberto Matta gibi diğerleri Avrupa'dan ayrılarak New York'a geldiler. Akım etkinliğini Birleşik Devletler'de sürdürdü. Breton 1940'da Mexico City'de dördüncü Uluslararası Sürrealist Sergisi'ni düzenledi. Bu sergide akıma resmen katılmayan Meksikalı sanatçılar Frida Kahlo ve Diego Rivera da yer aldı.

Sürrealizm'in şaşırtıcı imgeleri, derin sembolizmi, rafine boyama teknikleri ve uylaşımları hor görmesi sonraki kuşak sanatçıları etkiledi. Bunlar arasında Joseph Cornell'in yanısıra Sürrealizm ile Soyut Ekspresyonizm arasındaki sürekliliği oluşturan Arshile Gorky gibi sanatçılar yer alıyordu.

 

 kaynak : solakkedi.com

Tuesday, May 7, 2013

BBC Sanatin Gucu Pablo Picasso


20.yy Sanat Akimlari *Part 2*



                                                               Soyut Sanat Akimlari
                                                                       Kubizm ve Picasso



                                                            




  20. yüzyil baslarinda Fransa’da, doganin aynen resmedilmesine ve özellikle empresyonizme karsi duran bazi sanatçilar geometrik soyut sanat akimi olarak tanimlanabilecek kübizmin dogmasina yol açmislardir. Basta resim olmak üzere heykel, mimari, grafik, felsefe ve edebiyatta da etkili olan bu akim, diger Avrupa ülkeleriyle beraber Rusya’ya da yayilmistir. 1907-1914 yillari arasinda gelisen kübizmin temelini, Ressam Paul Cézanne’nin esyayi parçalayarak görme düsüncesi olusturmustur. Cézanne’nin 1907 yilinda Paris’te açilan bir sergisi için gazetede
yayimlanan ‘doganin koni, küre ve silindir gibi geometrik biçimlerden kaynaklandigi ve bu gözle çözümlenmesi gerektigi’ görüsü, kübizmi yaratan sanatçilarin hareket noktasi olmustur. Özellikle resim sanatinda kendini hissettiren kübizmde, izlenimci ilkelere aykiri bir çevreye bakis söz konusudur. Geleneksel perspektif  anlayisi yikilarak modern bir sanat anlayisi yaratilmis, gerçek nesnenin kendisinde aranirken geometrik biçimlerde parçalara bölünerek, farkli bakis açilariyla (cepheden, yandan, arkadan, üstten, alttan kesitleri alinarak, arkaya öne katlanarak) üçüncü boyutunun verilmesi saglanmistir.
  

Signatur Pablo Picasso
Bu akimin en önemli temsilcisi Ispanyol Ressam Pablo Picasso’dur (1881 – 1973).Yetişkinlik yıllarının büyük bir bölümünü Fransa'da geçiren Picasso 20. yüzyılın en etkili sanatçılarından biriydi. Kübizm akımının kurucularından biri olan Picasso aynı zamanda kolajı da bulanlardan biriydi ve çok sayıda tarzın gelişiminde etkisi oldu. En bilinen eserleri arasında Avignon'lu Kadınlar (1907) ve İspanya iç savaşı sırasında Almanların Guernica'ya düzenledikleri hava saldırısını resmeden Guernica (1937) yer alır.
Picasso, Henri Matisse ve Marcel Duchamp 20. yüzyılın ilk on yıllarında plastik sanatlardaki devrimci gelişimlerde en çok rol oynayan üç sanatçı olarak kabul edilir. Picasso çocukluğunda ve ilk gençlik yıllarında gerçekçi tarzda yaptığı resimlerle resim sanatına olağanüstü bir yeteneği olduğunu göstermiştir. 20. yüzyılın ilk onyılında tarzını değiştirerek farklı teoriler, teknikler ve fikirler üzerine deneysel çalışmalar yaptı. Devrimci nitelikteki yapıtları ona dünya çapında bir ün kazandırdı.
  Sanatçinin önce Ispanya’da daha sonra Paris’te sürdürdügü çalismalari üç döneme ayrilarak incelenmistir. Mavi Dönem olarak adlandirilan hüznün ve mavi rengin hakim oldugu 1901-1904 arasindaki birinci döneminde; daha çok göçebeler, körler, sakatlar, sokak kadinlari, serseriler, dilenciler gibi büyük kentlerde zor yasam kosullarinda calisan siradan insanlari resmetmistir. Pembe, gri ve açik kahverengi renkleri agirlikli olarak kullandigi 1904-1906 yillari arasindaki -anneler ve çocuklar, palyaçolar, akrobatlar, ip cambazlari gibi sirk insanlarini konu edindigi- ikinci dönemi Pembe Dönem olarak tanimlanmistir. Zenci dönem olarak adlandirilan 1907-1914 yillari arasindaki üçüncü döneminde ilkel sanattan ve Afrika heykellerinden esinlenerek yaptigi heykelimsi figürlü eserlerle kübizmin öncü eserlerini gerçeklestirmistir.
  GUERNICA -1937- tuval üzerine yağlıboya, 182 x 216 cm, Museo Nacional Centre de Arte Reina Sofia, Madrid, İspanya.


İspanya iç savaşı sırasında darbeci general Franco'nun Cumhuriyetçiler'e karşı savaşırken, aklına çok "yurtseverce" bir fikir geldi: Cumhuriyetçilerin elinde bulunan Guernica kasabasını ve halkını Alman uçaklarına bombalattı. 26 Nisan 1937 günü 28 Nazi Alman bombardıman uçağının bombalar yağdırdığı Guernica saldırısı sırasında 250 ila 1600 kadar insan öldü ve çok sayıda insan yaralandı.
İspanyol yöneticiler İspanyol ressam Pablo Picasso'dan, 1937 yılında Paris'te düzenlenen Dünya Fuarı'nda sergilenmek üzere büyük bir duvar resmi yapmasını istediler. Guernica saldırısı Picasso için esin kaynağı oldu.
Bu resim savaşın trajedilerini ve insanlar üzerinde yarattığı acıları anlatıyor. Zaman içerisinde, tek bir hadiseyi anlatmanın ötesine geçen bu resim, savaş trajedilerinin kalıcı bir hatırlatıcısı ve savaş karşıtlmığının ve barışın bir sembolü haline geldi.




Avignon`lu Kizlar -1907-Modern Sanatlar Muzesi -New York 


Avignonlu Kızlar, Picasso'nun yağlıboya tablosudur. Kübizmin ve modern sanatın doğuşunu simgelemektedir. İnsan yüzünün temsili kurallarının bozulması uç noktalardadır.
Picasso, 1906'nın sonlarına doğru çalışmalarına başladığı bu resim için 809 tane taslak çizim yapmıştır. Ayrıca yine 1906 yılında İki Çıplak Kadın adlı tablosuyla ayna karşısında Venüs temasını kurgular, bu çalışması Avignonlu Kızlar'ın bir ön çalışması olarak kabul edilmektedir. İlk etapta "Avignon Genelevi" adını verdiği bu tabloda öğrenci ve bir de denizci olmak üzere iki erkek resmedilmiştir. Resimde kullanılan yüzlerde simetri reddedilmektedir. Picasso, primitif ve arkaik sanata yeni bir gözle bakıp bu izlenimleriyle eserlerini zenginleştirmiştir. Picasso, Avignonlu Kızlar'ın kulaklarını bir masktan esinlenerek yaptığını yıllar sonra belirtmiştir. Avignonlu Kızlar resmi, içeriğiyle değil, figürlerinin, mekânın parçalanmış ve bozulmuş tarzıyla insanları şaşırtmış; Picasso’nun kübist anlayışı ilk kez bu resimle ortaya çıkmıştır. Ressam, bir resmin görüldüğü gibi değil, görülmek istendiği gibi çizilmesinden yana olduğunu bu tablo ile vurgulamak istemiştir. Georges Braque'in Çıplak (1907) adlı tablosu da bu akımı temsil etmektedir.


File:Les Demoiselles d'Avignon.jpg