Showing posts with label chirico. Show all posts
Showing posts with label chirico. Show all posts

Monday, May 13, 2013

Surrealizm ve Giorgio de Chirico




Giorgio de Chirico

 Giorgio de Chirico (d. 10 Temmuz 1888 - ö. 20 Kasım 1978), diğer adıyla Népo, gerçeküstücü ressam. Volos, Yunanistan'da İtalyan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Scoulo metafisica sanat hareketinin kurucusudur.
Yunanistan ve Floransa'da sanat eğitimi aldıktan sonra 1906'da Münih Güzel Sanatlar Akademisi'ne girdi. Burada Nietzsche ve Schopenhauer'in felsefelerini okudu, Arnold Böcklin ve Max Klinger'in eserlerini inceledi.
1909 yazında İtalya'ya döndü, önce Milano, sonra Floransa'ya yerleşti. Bu kentte "fizikötesi şehir meydanı" serilerine başladı. Haziran 1911'de Paris'e giderken Turin'de birkaç gün geçirdi. Bu kentin tonozlar ve piazzalardan oluşan yapısı, "fizikötesi" atmosferi, Chirico'yu çok etkiledi. Paris'te düzenlediği sergiler Pablo Picasso ve Guillaume Apollinaire tarafından fark edildi. Yine bu sıralarda resimleri satılmaya başlandı.
 I. Dünya Savaşı'nda İtalya'ya döndü. Savaştan sonra eserleri tüm Avrupa'da sergilenmeye başlandı. 1924'te ilk eşi Rus balerin Raysa Gurieviç ile evlendi. 1928'de New York ve Londra'da sergiler açtı. 1930'da ömür boyu evli kalacağı ikinci eşi yine Rus olan Isabella Pakszwer Far ile evlendi. Birlikte İtalya'ya yerleştiler.

Yazar Guillaume Apollinaire, Chirico'yu övdü ve gerçeküstücülerle tanıştırdı. Ressam Yves Tanguy, Chrico'nun bir tablosunu bir resim galerisinde gördüğünde çok etkilendiğini ve - o güne kadar eline fırça almamış olmasına rağmen - resme başlamaya karar verdiğini anlatır. Chirico'dan etkilendiğini belirten diğer sanatçılar arasında Max Ernst, Salvador Dalí, René Magritte, ve Philip Guston bulunmaktadır. Chrico, gerçeküstücülük akımını derinden etkilemiştir.
İtalyan film yönetmeni Michelangelo Antonioni da Chirico'dan etkilendiğini belirten sanatçılar arasındadır. Antonioni'nin 1960'lı yıllarda yaptığı filmlerde kamera ıssız veya birbirinden uzak kişilerin bulunduğu kent mekanlarında uzun uzun dolaşır, filmin kahramanları ortada görünmez.
Fotoğraf sanatçısı Duane Michals'nun eserlerinde de Chirico'nun etkisi görülür.
John Ashbery, Chirico'nun romanı Hebdomeros için "muhtemelen gerçeküstücü romancılığın en iyi yapıtı" demiştir.


Bir Sokagin Melankoli&Gizemi-Giorgio de Chirico, yağlıboya tablo, 1914.

Dosya:Bir Sokagin Melankoli&Gizemi.jpg 


Love Song by Giorgio de Chirico. Oil on canvas, 1914








File:De Chirico's Love Song.jpg

 The Disquieting Muses by Giorgio de Chirico. Oil on canvas, 1947, University of Iowa Museum of Art.



File:The Disquieting Muses.jpg



20.yy Sanat Akimlari *Part 3*

Sürrealizm

Gerçeküstücülük ya da sürrealizm, Avrupa’da birinci ve ikinci dünya savaşları arasında gelişmiştir. Temelini, akılcılığı yadsıyan ve karşı-sanat için çalışan ilk dadaistlerin eserlerinden alır. 1924'te "Manifeste du Surrealisme"i (Sürrealizm Manifestosu) hazırlayan şair Andre Breton'a göre gerçeküstücülük, bilinç ile bilinç dışını birleştiren bir yoldur. Gerçeküstücülük akımı, gerçek dışı anlamında değil aksine gerçeğin insandaki iz düşümü şeklinde bir yaklaşımdır.

Sigmund Freud’un teorilerinden etkilenen Andre Breton için, bilinçdışılık düş gücünün temel kaynağı, deha ise bu bilinçdışı dünyasına girebilme yeteneğiydi. 

Sürrealist şairler önceleri kendilerini görsel sanatçılarla işbirliği yapma konusunda gönülsüzdüler, çünkü resmetme, çizme ve heykel yontmanın gerektirdiği işçilik süreçlerinin ket vurulmamış ifadenin kendiliğindenliği ile uyuşmaz olduğuna inanıyorlardı. Ne var ki Breton ve takipçileri görsel sanatları tümüyle görmezlikten gelmediler. Giorgio de Chirico, Pablo Picasso, Francis Picabia ve Marcel Duchamp gibi sanatçılara, eserlerinin analitik, provokatif ve erotik niteliklerinden dolayı büyük bir değer veriyorlardı.

 

Örneğin, Marcel Duchamp'ın kavramsal olarak karmaşık Bekârları Tarafından Soyulmuş Gelin adlı yapıtı Sürrealistler tarafından beğeniyle karşılandı ve tuhaf bir şekilde yanyana getirilmiş erotizm yüklü nesneleri nedeniyle akımın öncüsü kabul edildi. 1925'te Breton, La Révolution Surréaliste dergisinde Pablo Picasso gibi sanatçıların yapıtlarına yer vererek ve resim ve çizimden oluşan sergiler düzenleyerek görsel ifadeye verdiği desteği gösterdi. 

 

Sürrealist teknikler ve imgelerle çalışan ilk sanatçılar Alman Max Ernst, Fransız André Masson [Okunuşu: Messon], İspanyol Joan Miró [Okunuşu: Juan Miro] ve Amerikalı Man Ray'dir. Masson'un 1924 yılında yaptığı serbest çağrışım çizimleri ket vurulmamış bir zihnin ürünleri olan, kıvrımlı çizgilerin oluşturduğu tuhaf ve sembolik figürlerdir. Breton, Masson'un çizimlerini kendi şiirlerindeki otomatizme yakın buluyordu. Miró'nun 1928 yılında yaptığı Patates adlı tablo da benzer şekilde fantastik figürlerden oluşan düşsel bir dünya yaratmak üzere organik formlar ve büklümlü çizgiler kullanır. 

 

1937 yılında eski bir Dadaist olan Max Ernst decalcomania ve grattage adı verilen iki yöntemle deneysel çalışmalar yapmaya başladı. Decalcomania bir kağıt tabakasını boyalı bir yüzeye bastırma ve daha sonra boyayı sıyırma tekniğidir. Grattage ise dokulu bir yüzey üzerine konmuş boyanın kazınmasıdır. Max Ernst 1937 yılında yaptığı Barbarlar adlı eserinde bu iki tekniği birlikte kullandı. Kıyamet-sonrası ıssız bir manzaradaki insanbiçimli bu figürlerin oluşturduğu kompozisyon, Sürrealist sanatta sıkça bulunan şiddet ve yokoluş temalarının bir örneğidir. 

 

1927'de Belçikalı ressam René Magritte Brüksel'den Paris'e taşındı ve görsel Sürrealist akımın önde gelen bir üyesi haline geldi. Giorgio de Chirico'nun resimlerinden etkilenen Magritte düşsel ortamlarla yanyana bulunan, belirgin bir şekilde erotik resimler yaptı. Magritte'in yapıtları Masson ve Miró'nun geliştirdiği görsel otomatizm ile İspanyol Salvador Dalí, Belçikalı Paul Delvaux ve Fransız-Amerikalı Yves Tanguy'un yeni bir form olarak ortaya koyduğu illüzyonistik Sürrealizm arasındaki ayrımı tanımlar.

1929'da Dali İspanya'dan Paris'e gelerek ilk Sürrealist resimlerini yaptı. Magritte'in düş imgelerini kendi erotizm yüklü, sanrısal görümleriyle zenginleştirdi ve resimlerinde Freudyen semboller kullandı. 1930'da Breton, Dali'nin bilinçaltı tasvirlerini Sürrealizm'in İkinci Manifestosu'nda övdü. 

 

Avrupa'daki örgütlü Sürrealist akım İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla dağıldı. Breton, Dalí, Ernst, Masson ve Sürrealistlere 1937'de katılan Şilili sanatçı Roberto Matta gibi diğerleri Avrupa'dan ayrılarak New York'a geldiler. Akım etkinliğini Birleşik Devletler'de sürdürdü. Breton 1940'da Mexico City'de dördüncü Uluslararası Sürrealist Sergisi'ni düzenledi. Bu sergide akıma resmen katılmayan Meksikalı sanatçılar Frida Kahlo ve Diego Rivera da yer aldı.

Sürrealizm'in şaşırtıcı imgeleri, derin sembolizmi, rafine boyama teknikleri ve uylaşımları hor görmesi sonraki kuşak sanatçıları etkiledi. Bunlar arasında Joseph Cornell'in yanısıra Sürrealizm ile Soyut Ekspresyonizm arasındaki sürekliliği oluşturan Arshile Gorky gibi sanatçılar yer alıyordu.

 

 kaynak : solakkedi.com