Showing posts with label empresyonizm. Show all posts
Showing posts with label empresyonizm. Show all posts

Wednesday, April 24, 2013

Where Do We Come From? What Are We? Where Are We Going?

 
Where Do We Come From? What Are We? Where Are We Going?

1897, Boston Museum of Fine Arts, Boston, MA, USA 
"Nereden geliyoruz? Neyiz? Nereye gidiyoruz?" başlıklı bu yapıt Fransız Empresyonist ressam Paul Gauguin'in (1848-1903) belki de en büyük şaheseridir. Tahiti'deyken, 1897-98 tarihlerinde yaptığı bu resim Gauguin'in hayatın anlamıyla ilgili sorgulamalarını yansıtmaktadır. Gauguin, kendi ülkesi Fransa'dakinden daha az yozlaşmış bir toplum arayışı içerisinde 1891 yılında Tahiti'ye yerleşmiştir. Bu yeni ülkesinden esinlenerek yaptığı bir dizi içgözlemsel resimlerden biri olan bu parça Gauguin'e göre kendisinin şaheseri ve fikirlerinin özetidir.
Resimde hepsi Tahitili olan çeşitli figürler resmin geniş yüzeyine dağılmıştır. Resmin ortasında genç bir adam ağaçtan elma toplamaktadır. Sağındaki kadın mı yoksa erkek mi olduğu belli olmayan çıplak bir kişi kendi koltukaltına doğru bakmaktadır. Arkaplanda ise üstllerinde giysi olan iki kadın yanyana yürümektedir.
Resmin sağında üç kadın bir bebeğin etrafında oturmakta ve bir köpek resimden içeriye doğru bakmaktadır.
Elma toplayan genç adamın solunda iki kedi yavrusu birbiriyle oynarken, hemen yanıbaşlarında giyinik bir küçük kız elma yemektedir. Arkasında ise bir keçi uzanmış yatmaktadır. Uzakta, geri planda dinsel nitelikte mavi bir heykel vardır. Onun hemen sağında ise tek başına duran giyinik bir kadın ayakta durmaktadır.
Resmin en solunda ise ellerini başına koymuş koyu tenli çıplak bir kadın oturmakta, hemen yanıbaşında ise yarıçıplak gelişkin bir kadın oturmaktadır. İkisinin hemen solunda ise beyaz bir kuş durmaktadır.
Bu resim, sağ üst köşede yazan başlıktan yola çıkılarak sağdan sola doğru bir metin olarak görülebilir. Bu anlamda, resimde yer alan çeşitli figürler insan varoluşuna ilişkin soruları temsil etmektedirler. Resme bu şekilde bakıldığında, sağ köşedeki bebek yeni başlayan yaşamı imler. Cinsiyeti belli olmayıp sırtı resme bakan kişiye dönük oturan ve görünüşe göre koltuk altını inceliyor görünen figür, bireyin kendi cinsiyetinin farkına varışının başlaması olarak anlaşılabilir. Elma toplayan erkek ve solundaki elma yiyen kız Adem ve Havva öyküsünü ve bilgi arayışını yeniden sahnelemektedir.
En soldaki yaşlı kadın ölümün eşiğindedir ve en sağdaki bebekle paralellik içerisinde çıplaktır. Resim incelendiğinde, resmin başlığını oluşturan "Nereden geliyoruz? Neyiz? Nereye gidiyoruz?" soruları resme bakan kişiyi yaşamın anlamı üzerine düşünmeye davet etmektedir. 




Kaynak: http://solakkedi.com/resim%20okumalari/012.html

Paul Gauguin ve Post -Empresyonizm

Eugène Henri Paul Gauguin 
(d. 7 Haziran 1848, Paris– 9 Mayıs 1903)
Eugène Henri Paul Gauguin, 7 Haziran 1848, Paris’te doğan, Post-Empresyonist bir ressamdır. 1851’de ailesiyle birlikte Peru’ya yerleşir. Babası yolculukları esnasında ölür, Lima, Peru’da annesi ve kızkardeşi ve amcasının ailesiyle birlikte 4 yıl yaşayan Paul ve ailesi 1855’te Paris’e döner. 17 yaşında pilot asistanlığı yapan Paul sonrasında bir süre donanmada çalışır. 1871’de Gauguin, Paris’e dönerek borsacılık yapmaya başlar. 1873’te Mette Sophie Gad adlı Danimarkalı bir bayanla evlenen Gauguin’in sonraları 5 çocuğu olur. Gauguin çocukluğundan itibaren sanata meraklıdır. Boş zamanlarında resim yapar. Gauguin, Camille Pissarro ile arkadaşlık kurar. Sanatında ilerlemeye başlayınca bir stüdyo kiralar, 1881-1882 yılları arasında düzenlenen Empresyonist sergilerde eserleri sergilenir. Bir süre yazları Pissarro ve Paul Cézanne ile resim yapar. 1884’e geldiğimizde Gauguin ailesi ile Kopenhag’a taşınır. Burada iş alanındaki yaşadığı başarısızlıklar onu tüm zamanında resim yapmaya yöneltir ve ailesini burada bırakarak büyük oğlu ile birlikte Paris’e geri döner. Bu dönemde Vincent Van Gogh, Gauguin’i Arles’e çağırır ve burada 9 haftayı resim yaparak birlikte geçirirler. Ancak sonrasında yalnız kalmanın etkisiyle depresyona girer ve intihara kalkışır.
Empresyonizm Gauguin’e istediklerini veremez olmuştur bundan dolayı Afrika ve Asya sanatı kendisine daha mistik ve çekici gelir özellikle de Japon kültürü. Folklorik sanat ve Japon sanatının etkisi altına girer.
1891 yılında Gauguin mali açıdan kötü durumdadır. Üstelik bir ressam olarak çok da tanınmamaktadır. ‘Taze balık ve meyve’ için tropik bir adada yaşamak amacıyla birkaç teşebbüsü olmuş bu da oldukça primitif bir tarzda resim yapmasına sebep olmuştur. Kısa bir süre Panama Kanalı, Tahiti’de yaşamıştır ve Tahiti’de yaşarken ‘Fatata te Miti (By the Sea)’, ‘la Orana Maria’ (Ave Maria) adlı tablolarını yapmıştır. Ayrıca; Gauguin'in, Tahiti’de geçirdiği günlerini, Tahitililerin yaşam şekli ve inançlarını anlattığı, Noa Noa: The Tahiti Journal Of Paul Gauguin adlı bir kitabı vardır. D'où venons-nous ? Que sommes-nous ? Où allons-nous ? "Nereden geliyoruz? Neyiz? Nereye gidiyoruz?" sorusu evrimi anlatan güzel bir sözüdür.
1897’de Punaauia’ya taşınarak burada da en önemli eseri olan ‘Where Do We Come From’ adlı tablosunu yapar. Hayatının geri kalanını Markiz Adaları'nda geçirmiştir. Bu dönemde Avant et Aprés (Before and After) adlı anıları, sanat eserleri hakkında yorumlarından oluşan bir kitap yazmıştır
1903 yılında kilise ve hükümetle ile yaşadığı bir problem sebebiyle 3 ay hapse mahkûm olmuş, ancak hapse giremeden hastalanarak 54 yaşında ölmüştür. Paul Gauguin’in çalışmalarına olan rağbet ölümünün hemen ardından sonra olur. Çalışmalarının bir çoğu Rus koleksiyoncu Sergei Shchukin tarafından toplanır. Koleksiyonun bir kısmı Pushkin Müzesi’nde sergilenmektedir. Gauguin’in eserleri nadiren satılığa çıkarılmakta ve fiyatları 39,2 milyon dolara kadar ulaşmaktadır. Gauguin diğer bir çok ressamı özellikle de Arthur Frank Mathews’u etkilemiştir. Tahiti’de bulunan Japon tarzındaki Gauguin Müzesi bazı fotoğrafları, belgeleri ve bazı tablolarını içermektedir.
 Les Parau Parau (Sohbet), 1891

 

 Vahine no te tiare (Çiçekli Kadın), 1891


 
Nafea Faa ipoipo? (Ne Zaman Evleneceksin?), 1892



 Fatata te Miti (Deniz Kıyısında), 1892

 

 Tahiti'de Pastoral Hayat, 1893

 























 Mahana no Atua (Tanrının Günü), 1894


 
 Vairumati, 1896
 


Tuesday, April 16, 2013

Claude Monet: “Madam Monet ve Oğlu”


 

Fransız ressam Claude Monet (1840 - 1926) Empresyonizm akımının öncülerinden ve en önemli temsilcilerinden biri. Eşi ve oğlunu küçük bir tepeciğin üzerinde resmettiği 1875 tarihli bu yapıt Empresyonizme özgü "şöyle bir göz gezdiriverme" kavramına somut bir örnek teşkil ediyor. Yapıt, güneşli, güzel bir gündeki bir gezintinin bir anlık enstantanesi duygusunu aktarmakta son derece başarılı.
Titreşen renklerin yumuşak lekelerinden oluşan fırça darbeleri bu kendiliğindenlik duygusunun oluşmasında çok belirleyici. Güneş ve rüzgarın betimlenişi de sahnedeki devinime katkı sağlıyor. Küçük bulutların nerede bitip Madam Monet'nin rüzgarda uçuşan eşarbının nerede başladığını söylemek epeyce zor. Elbisesinin sarmalanmış kıvrımları, tuval boyunca estiği farkedilebilecek rüzgarı fiziksel olarak cisimleştiriyor. Sağdan gelen güneş ışığı soldan esen rüzgarla güçlü bir karşıtlık oluşturuyor. Rüzgar ve güneş, tuvalin ortasındaki, yana yatmış otlarla başlayan, elbisenin arkasındaki beyaz parlak alanlarla bükümlenip şemsiyenin tepesine uzanan girdaplı görünümü oluşturmak üzere yekvücut olmuş.
Resim yukarıya doğru güçlü bir perspektife sahip. Aşağıdan bakış figürlerin göğün önüsıra bir silüet oluşturmalarına imkan sağlıyor ve bu da güneş ve ışığın dinamik etkisini artırıyor. Monet oğlunu badece belden yukarı resmederek ortama bir derinlik duygusu kazandırıyor. Eğer bu figürün üzerini örtecek olursanız, resim bütün derinliğini kaybeder.
Monet, figürlerini göğün önüsıra yerleştirdikten sonra onları renk ve çizgi ile sıkı sıkıya sabitlemiştir. Şemsiyenin yeşil alt tarafı bayırın yeşiliyle güçlü bir bağ oluşturur. Şemsiye sapının belirgin hattı gözü yukarıya, şemsiyenin yeşiline yönlendirir ve sonra, tıpkı bir paratoner gibi, bakan kişinin gözlerini geriye, otlarla kaplı bayırın yeşilliğine yöneltir.
Monet dönenen rüzgar, bulutlar ve ışık ile bayır arasında neşeli bir kontrast yakalamayı başarmıştır ve Madam Monet bu ikisini birleştirmektedir.





kaynak:http://solakkedi.com/resim%20okumalari/064.html

Empresyonizm`in Babasi Claude Monet

                             Claude Monet

14 Kasım 1840'da Paris'te doğdu. Bir tüccarın oğlu olan Monet 1845 yılında ailesi ile birlikte Le Havre kentine taşındı. Monet çocukluğuna ilişkin duygularını şu şekilde özetlemişti :
" Disiplin altına alınamaz birisi olarak dünyaya gelmişim. En küçük yaşlarımda bile kimse beni kurallara uyma konusunda ikna edemedi. Okul bana bir hapisane gibi geliyordu, dört saat için bile olsa dışarıda güneş parlarken, deniz bu kadar güzelken, açık havada koşup oynamak varken orada olmayı içime sindiremiyordum 15 yaşına geldiğimde bütün Le Havre tarafından bir karikatürist olarak tanınıyordum. Herkes bana para ile portrelerini yaptırmaya başlamıştı. "
 
  1857 yılında annesini kaybettikten sonra kendisini ilk kez kapalı kapıların dışında çalışmaya teşvik eden Eugene Boudin ile tanıştı. 1859 yılında Paris'e geri döndükten sonra, ünlü ressam Troyon'dan yardım aldı. 1860'da Academie Suisse'de Pissaro ve Courbet ile tanıştı. 1862'de Cezayir'den askeri görevini tamamlayarak döndükten sonra Gleyre'in stüdyosuna geçti ve Bazille, Sisley ve Renoir ile arkadaş oldu. Bu dönemdeki yapıtlarında Manet'den etkilendi.
      1870 yılında başlayan savaşla birlikte, Pissaro ile beraber Londra'ya gitti. 1872'de Le Havre'da ünlü 'Impression : Sunrise' isimli tablosunu yaptı. Gustave Caillebotte ile arkadaş oldu ve 1873'de yeni bir sanatçılar grubunun kurulmasına yardımcı oldu. Kurulan grup ilk sergisini 1874'de Paris'te açtı ve Monet'nin tablosuna verdiği isim doğrultusunda Empresyonistler olarak anıldı. Daha sonra Hollanda'ya geçerek Argenteuil'de resimlerini yapmaya devam etti ve 1878'e kadar burada yaşadı.

    1878-1881 yılları arasında ailesi ve 6 çocuğu ile birlikte yaşayan Alice Hoschede ile birlikte Vetheuil'de yaşadı. Monet'nin karısı 1879 yılında öldü. Alice ise çok sonraları kocasınının ölümünden sonra 1892 yılında Monet ile evlendi.
  Monet 1880 yılında doğa resimleri üzerine yoğunlaştı. 1883 yılında ömrünün kalan 43 yılını geçirmek üzere Giverny'ye kalıcı olarak yerleştikten sonra, resimlerini yapmak üzere Etretat, Belle-Ile, Antibes, Fresselines ve Londra'ya yolculuklar yaptı. Mükemmel eserlerini Durand Ruel, Petit ve Bernheim-Jeune galerilerinde yaptığı başarılı sergilerle gözler önüne serdi. 1893 yılında ünlü en önemli motiflerini yaratmasında ilham kaynağı olan nilüfer çiçekleri ile süslü ünlü bahçesini yaratmaya başladı.
  1908 yılında görüşü zayıflamaya başladı, 1911 yılında Alice'in, 1914 yılında büyük oğlu Jean'in ölümü ile büyük üzüntü yaşadı, 1914 yılında, arkadaşı Clemenceau'nün önerisi ile Fransa Devletine bağışlanmak üzere 1926'ya kadar üzerinde çalıştığı 12 adet nilüfer temalı tablo üzerinde çalışmaya başladı.
  1923 yılında Monet artık körlük noktasına gelmişken katarakt ameliyatı oldu ve yeniden görmeye başladı. Son günlerinde hala resim yapabiliyordu ancak akciğer kanseriydi. Monet, 5 Aralık 1926 tarihinde Giverny'de öldü.

 Claude Monet en meşhur eseridir. 

Eserin Adı: Gelincik Tarlası - Yapım tarihi: 1873

Orijinal Ebadı: 50 x 65 cm
Tekniği: Tuval Üzeri Yağlıboya
Bulunduğu Yer: Özel Koleksiyon






Eserin Adı: Kavaklar Altında Işıklar (Felder im Frühling)
Yapım tarihi: 1887
Orijinal Ebadı: 74,3 X 93 cm
Tekniği: Tuval Üzeri Yağlıboya
Bulunduğu Yer: Staatsgalerie / Stuttgart - Almanya

 “İzlenim : Gün Doğumu”-1872-(Impression, soleil levant)-Musée Marmottan Monet- Paris








Dosya:Claude Monet, Impression, soleil levant, 1872.jpg

KAYNAK: http://www.nkfu.com/claude-monet-kimdir/ ,http://www.restoraturk.com/restorasyon-sanat/resim-ve-heykel-restorasyonu/755-ressam-claude-monet.html ,http://tr.wikipedia.org/wiki/Monet



Georges Seurat ve Post Empresyonizm

                         Georges Seurat

 Georges Seurat (d. 2 Aralık 1859 - ö. 29 Mart 1891) , Fransız akademik resim geleneğine bağlı Ard İzlenimci ( Fransa'da, İzlenimciliğin kurallarına tepki olarak 19. yüzyılın sonlarına doğru doğdu. Ard İzlenimcilik'in temsilcileri olan sanatçılar, sanat yaşamlarına izlenimcilikle) başlamışlardır. Ancak bu izlenimcilik akımının kimi sınırlamalarını aşmak ve resimlerine kendi kişiselliklerini katmak istiyorlardı. ve Noktacı (Pointillist) ressam.
 Seurat, izlenimciliğin kurallarına tepki duyanlardandı. Seurat gibi ard izlenimciliğin temsilcileri olan sanatçılar da sanat yaşamlarına İzlenimcilikle başlamışlardır. Ancak bu akımın kimi sınırlamalarını aşmak ve resimlerine kişiselliklerini katmak istiyorlardı.
Georges Seurat, Zıt renkleri yan yana noktalar halinde koyarak Noktacılık tekniğini geliştirdi. Paul Signac (1863 - 1935) ile birlikte Pointilism akımınında gelişimini sağladı. Resimlerini küçük noktalar kullanarak mozaik gibi boyadı. Renklerin beynimizde kaynaşacaklarını savunuyordu. Bu tarza sonradan noktacılık dendi. Tüm hatlar kaldırılmış ve düzeni korumak için resim basitleştirilmişti
Grande Jatte Adası'nda Bir Pazar Öğleden Sonrası- Ein Sonntagnachmittag auf der Insel La Grande Jatte-1884-1886-Art Institute- Chicago

Dosya:Georges Seurat 031.jpg 

 Fransız ressam Georges Seurat'ın 1886 yılında tamamladığı tablosu. Bu eser, ondokuzuncu yüzyıl sonları ve yirminci yüzyıl başlarında Fransız art izlenimci ressamlar tarafından yaygın olarak kullanılan noktacılık tekniğinin en iyi orneklerinden biri kabul edilir.

 Georges Seurat "Bir Pazar Öğleden Sonrası" adlı bu tabloyu yapmaya 1884'de başladı ve üzerinde iki uzun yıl uğraştı. Başladığında parkın manzara görüntüsü üzerine bütün dikkatini teksif edip bu arazi görüntüsünü tualı üzerine işledi. Sonra orijinal figürleri işlemeye başladı ve çalışma devam ettikçe önce ilksel karakalem ve yağlıboya eksizler yaptı ve bunları zaman zaman değiştirdi. Seurat parka giderek ve orada oturarak değişik figürlerin eksizlerin yapmayı adet edinmişti ve bu figurleri eskizlerden ana tablo üzerine geçirince bu figurlerin bir ahenk sağlamasi ve formlarının en uygun olmasını sağlamayi hedef edinmişti. Bu eskizlerde form, renk ve ışık sorunları üzerinde dikkatini teksif ederdi.

 Bu tablonun büyüklüğü yaklaşık 2 metre yükseklikte ve 3 metre uzunlukta idi. Seurat optik ve renk teorilerini çok detaylı incelemişti. Uyguladığı prensip çok küçük minyatür renkli noktaların birbirine karşıt olarak şekilde yanyana koymak ve bu kompozit noktayı gören seyircinin gözü ve beyinin de bir optik iluzyon ile tek bir renk gibi algılanması idi. Bu tekniğe Seurat önce "parçalama (divisionizm)" adı vermekte idi ama günümuzde "noktalama (pointilism)" adı verilmektedir.Bu tekniği kullanmak suretiyle hazırlanan bir tablodaki renklerin, geleneksel fırça darbeleriyle yapılan tablolara kıyasla, daha kuvvetli ve parlak olacağını iddia etmekteydi.

  Bu tablonun hazırlanmasında o zaman yeni geliştirimiş olan çinko-sarısı (çinko-kromat) rengini özellikle tabloda bulunan çimene sarımsı bir renk sağlamak için kullandı. Ayrıca portakal rengi ve mavi renklerin karışımlarını da kullandı. Fakat bu çinko-sarı rengi kullanması devantazj yarattı. Seurat'ın tabloyu hemen bitirmesinden çok geçmeden bu sarı renkli noktalar renk değiştirip kahverengi bir renk almaya başladılar. Günümüzde artık bu çinko-sarısı noktalar artık sarı değil kahverengi görüntülü olmuşlardır.
 "La Grande Jette" adası Paris'in hemen girişinde Seine Nehri üzerinde, bu nehire kıyısı bulunan Neuilly ve Levallois-Perret semtleri arasında günümüzde "La Defense" adını taşıyan iş yeri merkezine çok yakın bir mevkidedir. 1884'de Seurat tablosununu hazirlamaya başladığında bu ada şehirsel merkezden epeyce uzak bir kırsal mesire yeri halinde idi. Bu mevki sonradan uzun yıllar bir sanayi merkezinin parçası olmuştur. Günümüzde ise bu ada mevkinde bir kamuya açık park ve evlerden oluşan bir semt bulunmaktadır. .




Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Grande_Jatte_Adas%C4%B1%27nda_Bir_Pazar_%C3%96%C4%9Fleden_Sonras%C4%B1


Monday, April 15, 2013

Édouard Manet ve Empresyonizm

                           Édouard Manet

 Édouard Manet (23 Ocak 1832 – 30 Nisan 1883) (Mane diye okunur), Fransız ressam. Ondokuzuncu yüzyılda modern hayatı konu alan resimler yapmaya başlamış ilk ressamlardandır. Manet, gerçekçilik akımından izlenimciliğe geçişte önemli bir rol oynadı. İlk dönem başyapıtlarından Kırda Öğle Yemeği ve Olympia, kendisinden genç ressamlara esin kaynağı oldu. Daha sonraki yıllarda ise o ressamlar izlenimciliğin en önemli isimleri oldular. Günümüzde, bu iki resim, modern sanatın başlangıcı kabul edilir.

Le Déjeuner sur l'herbe -"Luncheon on the Grass" -tuval üzerine yağlıboya-Orsay Müzesi, Paris

Dosya:Édouard Manet - Le Déjeuner sur l'herbe.jpg 


Sanatçının en önemli erken dönem çalışmalarından biri de Kırda Öğle Yemeği idi. 1863 yılında Paris Salonu'nun yıllık sergisi tarafından reddedilen Manet, bir sonraki sene resmi Reddedilenler Salonu'nda sergiledi. 3. Napolyon Reddedilenler Salonu'nu, 1863 yılında, Paris Salonu'nun 3000'den fazla eseri reddetmesinden sonra kurmuştu.
Tabloda giyinik bir erkekle tamamen çıplak bir kadının yan yana oturmasının zıtlığı ilgi çekti. Ayrıca eskize benzeyen basitleşmiş çizim de Manet'yi Courbet'ten ayıran bir gelişmeydi. Aynı zamanda, Manet'nin kompozisyonunda onun eski başyapıtlar üzerine yaptığı çalışma da fark ediliyordu. Ana karakterlerin oturma düzeni Marcantonio Raimondi'nin 1515 yılında çizdiği Paris'in Yargısı isimli tablosunu anımsatıyordu.
Uzmanlar ayrıca, Manet'nin bu çalışmasının iki büyük rönesans resmi olan Giorgione ve Titian'ın Pastoral Uyum, ile Fırtına'sını de anımsattığını söylediler.Fırtına Venedik'teki Gallerie dell'Accademia'dadır. Bu gizemli resimde de giyinik bir adamla çıplak bir kadın kırsal bir mekandadırlar. Adam solda ayaktadır ve kadın, çimenlerin üzerinde bebeğini beslemektedir. Uzaktaki karanlık bulutlar gelecek olan bir fırtınanın belirtisi gibidir. Resimdeki iki karakterin birbirleri ile olan ilişkileri ise belirsizdir. Pastoral Uyum ise Louvre'un koleksiyonundadır. Bu resimde giyinik iki adam kırda oturmuş birbirine bakmaktadırlar. Sol taraftaki adam bir ud çalmaktadır, sağdaki ise dikkatle ona bakıp dinlemektedir. Ön tarafta ise iki çıplak kadın, erkeklere eşlik etmektedir. Kadınların birinin elinde flüt vardır, diğeri ise sürahi taşımaktadır. Arka planda ise uzakta bir ev, bazı ağaçlar ve bir çoban görünmektedir.

 Olympia-1863-tuval üzerine yağlıboya-Orsay Muzesi

 Dosya:Manet, Edouard - Olympia, 1863.jpg
Tıpkı Kırda Öğle Yemeği'nde olduğu gibi bu tablosunda da Manet Rönesans ressamlarını anmaktadır. Resimdeki çıplak kadının pozu Titian'ın Urbino Venüsü'nü (1538) ve Francisco Goya'nın Çıplak Maya'sını (1800) anımsatmaktadır.
  Resmin tartışılmasının sebeplerinden biri de çıplak modelin tam olarak çıplak olmamasıdır. Saçlarındaki orkide, boynundaki kurdela, bilezik ve terlikler onun çıplaklığını ve seksapelini daha çok vurgulamakta ve zenginlerle düşüp kalkan rahat bir yaşama sahip hayat kadını imajını güçlendirmektedir. Orkide, tepede toplanmış saçlar, siyah kedi ve bir buket çiçek de o dönemlerde cinselliğin simgeleriydi. Bu modern Venüs vücudu standartlara göre incedir. Buradan da resimdeki idealize etme eksikliği fark edilebilir. Arkada duran tamamen giyinik hizmetçinin kıyafetleri ve bir fahişeye hizmet ediyor olması ortamdaki cinsel gerilimi arttıran bir faktördür.
  
Manet, Olympia'nın durgunluğunda Japon sanatından etkilendi. Bu durgunluk onu daha insani ve daha az şehvetli gösterir. Bazı yorumlara göre hizmetçisinin ona sunduğu çiçekleri gönderen müşterisine bakmaktadır.
Olympia sergilendikten sonra pek çok tepkiyle karşılaştı. Karikatürlerde, resimlerde, eskizlerde sık sık Manet'nin çıplağına göndermeler yapıldı. Pablo Picasso, Paul Gauguin, Gustave Courbet, Paul Cézanne ve Claude Monet resmin önemini takdir eden ressamlar arasındaydı.





Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Manet

19. yy Sanat Akimlari *part 5*



Empresyonizm
File:Manet, Edouard - Le Déjeuner sur l'Herbe (The Picnic) (1).jpg

Empresyonizm yada diger adiyla izlenimcilik akiminin temelleri 1874 yilinda Paris `te bir grup sanatcinin, fotografci Nadar ` in studyosunda actigi sergiyle baslamistir. Soz konusu sergide Claude Monet ` in Impressoon-izlenim Gun dogumu adli eserini goren elestirmen Leroy , empresyonistlerin sergisi adli baslikla yayinladigi yazisinda bu eseri kucumsemistir.Impression adi diger sanatcilar tarafindan da benimsenerek bu akima adini vermistir. 1874-1886 yillari arasinda yedi sergi açan empresyonistler arasinda Auguste Renoir, Camille Pisarro, Alfred Sisley, Edgar Degas, Berthe Morisot ve Paul Cézanne yer almistir. Empresyonistlerden farkli bir bakis acisi olmakla beraber onlara onculuk eden  Edouard Manet`nin Kirda Oglen Yemegi (yukarida) adli tablosu bu akimin en carpici orneklerinden biridir. Sanatçi, Rafael’in bir tablosundan esinlenerek yaptigi bu resiminde, biri modeli
Victorine Meurent olan çiplak iki kadin figürü ile çagdas giysiler içinde gösterdigi kardefli ve heykeltras Ferdinand Leenhoff’u resmetmistir. Taninabilecek kisilerin konunun içine bu sekilde dahil edilmesi gelenege saygisizlik olarak gorulmustur. Resim guclu ve serbest firca darbelerinin kullanilmasi ve yuzeysel bir gorunum kazandiran teknigi ile elestiri konusu olmustur .Manet salon sergilerinin ve halkin reddettigi yenilikci sanatcilardan biri olarak one cikmistir. 


Manzaralar, gunluk yasam icinde kafede oturan insanlar,tren istasyonlari empresyonistlerin baslica konulari arasinda yer almistir.Sanatcilar ayni konuyu degisik isik altinda yakalamak icin cesitli saatlerde ve mevsimlerde farkli gorunumler yakalayarak seri resimler yapmislardir.
Empresyonist sanatcilarin amaci , her turlu on yargiyi bir kenara birakarak dogayi gozlemlemek ve nesnelerin gunes isigiyla degisen anlarini renk kullanarak yakalamaktir.Fotograf ve isik alanindaki gelismelerden etkilenen sanatcilar  ani yakalamak icin fircalarini hizlica kullanmak ve ayrintilardan bogulmak yerinde gorunumun butunuyle ilgilenmislerdir.



Neo Empresyonizm

File:A Sunday on La Grande Jatte, Georges Seurat, 1884.pngRessam Georges Seurat, empresyonizm ve renk uzerine yapilmis bilimsel calismalarin etkisiyle Divisyonizm  yada Puantizm denilen bir teknik gelistirmistir.(A Sunday on La Grande Jatte, Georges Seurat, 1884)

Renklerin birbiri izerinde etkisinden yola cikarak renk sayisini azaltmis , ve bunlari kucuk noktalar halinde  kullanmistir. Renklerin palette karismasi yerine bu islem izleyicinin gozune birakilmistir. Soz konusu teknigin yayilmasiyla neo empresyonizm olarak adlandirilan akim olusmustur. Paul Signac, Camille Pisarro, Henry Edmund Cross bu teknikte calismis diger sanatcilardir.



Post Empresyonizm

Gec izlenimcilik adiyla da tanimlayabilecegimiz post empresyonizm bir grup yada uslup degildir. Empresyonizm  den yola cikan ama ona bir sekilde karsi cikan Paul Cezanne , Vincent Van Gogh ve Paul Gauguin `nin  egilimlerini tanimlamak icin kullanilmistir.Bu sanatcilar kullandiklari teknikler ve renk anlayislari ile sonraki kusaklari etkilemislerdir.
 Gauguin , 1881 yilinda Fransa `dan Tahiti ` ye giderek  hayatinin son 10 yilini gecirdigi bu adanin ilkel yasamini yansitan eserler uretmistir. Romantizm akimiyla baslayan , Avrupa disindaki kulturlere uyanan merak ve hayranlik Gauguin ile beraber soz konusu toplumlarin usluplarinin yansitildigi bir anlayisa donusmustur.Gauguin daha sonra fovizm ve sembolizm akimlarinda da etkili olmustur.
 Van Gogh da dostu Gauguin `in etkisiyle empresyonismden disavurumculuga ( ekspresyonizm) e yonelmis, dogayi kopyalamak yerine kendini daha kuvvetli ifade etmek icin renk unsurunu etkili bicimde kullanmistir. Dinamik bir ritmle ele aldigi cizgiler duz , kisa ve sert firca darbeleriyle son derece carpicidir.

 Les Grandes Baigneuses - Yikananlar Paul Cézanne
File:Paul Cézanne 047.jpg


 

 Stilleben mit 12 Sonnenblumen- Vazoda 12 aycicegi Vincent van Gogh
File:Vincent Willem van Gogh 128.jpg
 D'où venons-nous? Que sommes-nous? Où allons-nous? Where Do We Come From? What Are We? Where Are We Going?Paul Gauguin
 File:Woher kommen wir Wer sind wir Wohin gehen wir.jpg